Выбрать главу

607– Vaaz ve içerik

Avrupa ülkelerinden birinde marksist gençlerden biri fikrini değiştirerek papaz olmaya karar verdi ve gerekli eğitimi aldıktan sonra papaz oldu. İlk vaazını vermeden önce, heyecanını yatıştırmak için birkaç kadeh içki içti. Kürsüye çıktı ve konuşmasını yaptı. Vaazdan sonra başrahibin fikrini sordu:

Başrahip:

– Vaaz mükemmeldi, yalnız üç önemsiz hata vardı.

– Neydi onlar efendim?

– Bir kere dinimizde"kardeşlerim"diye hitap edilir"yoldaşlar"denmez. İkincisi olay Filistin'de geçer Vietnam'da değil, üçüncüsü Hz. İsa çarmıha gerilmişti, kurşuna dizilmemişti…

608– Kafes tıkanmış

Papaz, kilisenin mahzenine girip şaraplarını gizlice içen zangoçu günah çıkarma hücresine oturtmuştu. Günahını itiraf ettirmek istiyor, istediği cevabı alamayınca sıkıştırıyordu:

– Buraya bak, oğlum… Mahzene senden başka kimse girmiyor. Benim en iyi şaraplarım yavaş yavaş tükenmekte. Neden günahını itiraf etmiyorsun? Neden anlamıyormuş gibi yüzüme bakıyorsun?

Zangoc hep aynı sözleri söylüyordu:

– Papaz efendi, sesin duyulmuyor. Dudakların oynuyor ama, buraya ses gelmiyor. Kafes tıkanık mı?!

– İstersen sen buraya in, ben oraya geleyim. Bak, konuşmamı işitecek misin?

Papaz kızgınlıkla yerinden kalkıp öteki tarafa geçti. Zangoc papazın yerine yerleşti ve sordu:

– Papaz efendi, benim karıyla kim kırıştırıyor? Papazdan cevap yok…

– Papaz efendi, ne diye yüzüme bakıp duruyorsun? Cevap versene!

Papaz, sesinin çıktığmca bağırdı:

– Haklıymışsın, haklı! Buraya hiç ses gelmiyor. Kafes tıkanmış, kafes!…

609– Farklı ceza olsun

Papaz, günah çıkartmaya gelen cambaza mesleğini sordu. Cambaz:

– Sirkte cambazım, dedi.

– Ne yapıyorsunuz yani sahnede? Bana gösterir misiniz. Cambaz ilginç numaralar gösterdi, perendeler attı. Onun işi bitti, sırada bekleyen kadın papaza yaklaştı:

– Muhterem peder, benden önceki dindaşımıza verdiğiniz cezayı verecekseniz, hiç anlatmayayım. Beceremem!

610– Kocayı ben bulacaksam…

Yaşlanmaya başladığı halde hiç talibi çıkmamış bir kız bir gün kiliseye gidip papazı buldu:

– Papaz efendi, nikâhı kaça kıyıyorsunuz? dedi.

– Beş franga… Kız:

– Öyleyse alın şu beş frangı da kıyın benim nikahımı, dedi.

– Hay hay, getirin kocanızı…

– Ne kocası? Ayol, kocayı ben bulduktan sonra beş frangı ne diye veriyorum?!

611– Tenis turnuvasına katılacaksın

Adc mın biri papaza gitmiş:

–Pıpaz efendi, ben ölümden hiç korkmuyorum, demiş.

– Tabii evladım çok iyi yapıyorsun, canı veren de Allah, alan da Allah…

– Evet papaz efendi, ölümden korkmuyorum ama, aklıma takılan bir şey var.

– Nedir o evladım?

– Papaz efendi, ben tenise çok meraklıyım. Acaba ölürsem, öbür dünyada tenis oynayabilecek miyim?

Papazın tepesi atmış ama sesini çıkarmamış:

– Evladım sen yarın sabah gel, ben bu gece bir düşüneyim, yarın öbür dünyada tenis olup olmadığını öğrenir sana bildiririm.

Adam ertesi sabahı iple çekmiş, ayinden sonra hemen papaza koşmuş:

– Papaz efendi bizim tenisten bir haber var mı?

– Var evladım var, hem de iki haber var!

– Aman çabuk söyleyin ne olur? Papaz anlatmaya başlamış:

– Öbür dünyada tenis oynamayan yokmuş, herkes tenise meraklıymış, hiç merak etme! Bu bir…

Adam bu habere çok sevinmiş.

– Peki papaz efendi ikinci haber ne?

– Yarın sabah tenis turnuvası varmış, seni almaya geliyorlar, haberin olsun…

612– Toprak olacağız

Papaz, rahip adayı öğrencilere anlatıyor:

– Arkadaşlar, Tanrı bizi topraktan yarattı. Sonunda yine toprak olup, aslımıza döneceğiz…

Babası kuyumcu olan bir öğrenci, arkadaşının kulağına şunları fısıldadı:

– Neyse fazla kaybımız olmuyor. Tanrı bizi altından yaratıp da sonunda toprak olsaydık, o zaman yüzde yüz kaybederdik.

CİMRİ FIKRALARI

613– Merdiven

Zengin bir cimri ölür ve iş yeri de oğluna kalır. Bir gün oğlu mimarı çağırır ve binaya giriş basamağının çok aşınmış olduğunu söyleyerek yapılmasını ister. Mimar itiraz eder:

– 30 yıl önce bir kez altüst yapmıştık. Korkarım altı da aşınmıştır.

614– Son diş

Sokakta karşılaşan iki cimri arasında şu konuşmalar geçer:

– Üzgün görünüyorsun, neyin var?

– Sorma, canım çok sıkılıyor.

– Neden?

– Tarağımın bir dişini kırdımda…

– Aman canım, tarağın bir dişi kırıldı diye insan bu kadar üzülür mü hiç?

– Evet ama, kırılan tarağın son dişiydi…

615– Mutluluğun sebebi

Adamın biri yeni baba olmuştu. Bir gece yarısı uyanan karısı onu çocuğun beşiği yanında gördü. Genç baba beşiğin başına eğilmiş ve yüzünde sevinç, hayranlık ve mutluluk ifadeleri okunuyordu. Kadın bir müddet gururla kocasını seyrettikten sonra tatlı bir sesle:

– Ne güzel değil mi kocacığım? diye sordu.

– Evet karıcığım. Deminden beri düşünüyorum da bu kadar ucuza, bu kadar sağlam bir beşiği benden başka kimse yaptıramazdı değil mi?

616– İnce pazarlık

Ana, baba ve üç çocuktan oluşan cimri bir aile geziye çıkmışlar. Gidecekleri şehre ulaştıklarında, baba taksi tutmak istemiş. Şoförden gideceği adrese kaç paraya gideceğini sormuş:

Şoför:

– Siz ve karınız için beşyüzbin lira alırım, çocuklardan para almam, deyince, cimri baba çocuklarına dönmüş:

– Haydi çocuklar, binin arabaya, şoför amca sizi götürsün, biz annenle geze geze geliriz.

617– Yabancı dilenci

Cimri, kapısını çalan dilenciye:

– Bizim kasabamızda bunca fakir varken, bir yabancıya para vermem doğru değildir, dedi.

Dilenci:

– Ama ben buralıyım.

– Atma be kardeşim… Eğer bu kasabadan olsaydın benden sadaka istemezdin…

618– Son nefes

Cimriliği ile tanınmış bir zengin ölmüştü. Tanıyanlardan biri arkadaşına:

– Haberin var mı, bu sabah saat yedide son nefesini verdi.

– inanmam vallahi, o kimseye bir şey vermez.

619– Merhum sağ olsaydı

İki kişi, en yakın arkadaşlarının cenazesinden geliyorlardı. Bir lokantaya girip karınlarını doyurmaya karar verdiler. Yemekler yenildikten sonra hesabı ödemeye ikisi de pek niyetli değildi. Biri yüzsüzlüğünü gösterdi:

– Keşke merhum da şimdi aramızda olsaydı.

– Ne olurdu?

– Ne olacak? Hesabı ikimize de ödetmezdi…

620– İnsanî pırıltı

Her sabah aynı köşebaşında duran dilenci, son model lüks arabasından inen zengin cimriye belki yüz keredir el uzatıyor, ancak hep hava alıyordu.

Bir sabah zengin adamın keyfi tuttu. Dilenciye sordu:

– Hangi gözümün takma olduğunu bilirsen yüz kâğıt var sana…

Dilenci düşünmeden:

– Sağ gözünüz beyim takma, diye cevap verdi.

– Nereden bildin?

– O gözünüzde insanî bir pırıltı var da…

621– Boşuna masraf olmasın

Cimriliğiyle meşhur bir adam, hasta yatağında yatarken doktor çağırdılar. Doktor geldi, muayeneden sonra ümitsiz bir tavırla kaşlarını kaldırdı:

– Maalesef ümit yok. Hastanızı kurtaranlayız… Cimri hasta yataktan hafifçe doğruldu:

– Öyleyse ışıkları söndürün. Boşuna yanıp masraf olmasın!