Выбрать главу

Koyu renk saçlı, iri gözlü ve güzel Else, anne babası bakmazken onlara arsız arsız sırıtıyordu. Onlar çalışırken, ahıra fıçı ve tahıl çuvalları taşırken kız bölme kapısına asılıp, kendi kendine ezgiler mırıldanıyor, onları izleyerek uzun atkuyruğunun ucunu çiğniyordu. Özellikle Rand’a bakıyordu. Delikanlı, kızı görmezden gelmeye çalıştı, ama birkaç dakika sonra Grinwell Efendi’nin ödünç verdiği gömleği giydi. Omuzları dardı ve çok kısaydı, ama hiç yoktan iyiydi. O gömleği çekiştirirken Else yüksek sesle güldü. Rand kovalanırlarsa bu sefer Mat’in suçu olmayacağını düşündü.

Perrin bununla nasıl başa çıkacağını bilirdi, diye düşündü. Rasgele bir yorum yapardı ve kısa süre sonra kız babasının görebileceği bir yerde dolanıp durmayı bırakıp şakalarına gülmeye başlardı. Ama Rand’ın aklına rasgele bir yorum ya da şaka gelmiyordu. Ne zaman kızın olduğu yöne baksa kız, babası görse köpekleri üstlerine salacağı bir tavırla gülümsüyordu. Kız bir kez ona uzun boylu erkeklerden hoşlandığını söyledi. Çevredeki çiftliklerdeki bütün oğlanlar kısa boyluydu. Mat pis pis kıkırdadı. Aklına bir şaka gelmesini dileyen Rand yabalamaya yoğunlaştı.

En azından küçük çocuklar Rand’ın gözleri için bir nimetti. Çevrede çocuklar varken Mat biraz gevşiyordu. Akşam yemeğinden sonra hepsi şöminenin çevresine toplandı. Grinwell Efendi piposunu tütün doldurdu ve Grinwell Hanım dikiş kutusunı çıkardı ve onlar için yıkadığı gömleklerle uğraşmaya başladı. Mat, Thom’un renkli toplarını çıkardı ve çevirmeye başladı. Çocuklar olmasa bunu asla yapmazdı. Topları düşürür gibi yapıp son anda yakalayınca çocuklar kahkahalar attı. Çeşme, sekiz işareti, altı toplu çember yaparken, bu sefer topları neredeyse gerçekten düşüyordu, ama onlar sorun yapmadılar ve alkışladılar. Grinwell Efendi ve karısı da çocukları kadar çok alkışlıyordu. Mat’in işi bittikten ve Thom kadar süslü selamlar verdikten sonra, Rand Thom’un flütünü çantasından çıkardı.

Bir üzüntü sancısı hissetmeden aleti asla eline alamıyordu. Altın ve gümüş işlemelerine dokunmak, Thom’un anısına dokunmak gibiydi. Güvende ve kuru olduğundan emin olmak amacı dışında arpa hiç dokunmadı –Thom hep arpın çiftçi çocuklarının hantal elleri için olmadığını söylerdi– ama ne zaman bir çiftçi kalmalarına izin verse, akşam yemeğinden sonra flütü ile bir ezgi çalıyordu. Bu, çiftçiye, iyiliğinin bedelini ödemek için fazladan yaptığı bir şeydi ve belki Thom’un anısını taze tutmanın bir yoluydu.

Mat’in top çevirmesinin yarattığı neşeli havada, “Çayırdaki Üç Kız”ı çaldı. Grinwell Efendi ve karısı el çırptı, küçük çocuklar ortada dans etti, hattâ yeni yürümeye başlamış en ufak oğlan ezgiye uyarak ayağını yere vurdu. Rand, performansı ile Bel Tine’da ödül kazanamayacağını biliyordu, ama Thom’un derslerinden sonra, yarışmaya girmeye utanmazdı.

Else, ateşin önünde bağdaş kurmuş, oturuyordu ve delikanlı son notadan sonra flütü indirirken kız derin derin iç çekerek öne eğildi ve ona gülümsedi. “Harika çalıyorsun. Hiç bu kadar güzel bir şey dinlememiştim.”

Grinwell Hanım aniden dikişini bıraktı, bir kaşını kaldırarak kızına baktı, sonra Rand’ı uzun uzun, teraziye vururmuş gibi süzdü.

Delikanlı flütü kaldırmak için deri çantayı almıştı, ama kadının bakışları altında çantayı yere düşürdü. Neredeyse flütü de düşürecekti. Kadın onu kızı ile oynaşmakla suçlarsa… Çaresizce flütü yine dudaklarına götürdü ve bir başka şarkı çaldı, sonra bir tane daha, bir tane daha. Grinwell Hanım onu izlemeye devam etti. Delikanlı, “Söğüdü Sallayan Rüzgar”ı, “Tarwin Vadisinden Eve Dönerken”i, “Aynora Hanım’ın Horozu”nu, “İhtiyar Kara Ayı”yı çaldı. Aklına gelen bütün şarkıları çaldı, ama kadın gözlerini ondan ayırmadı. Hiçbir şey söylemedi de, ama izledi ve tarttı.

Grinwell Efendi sonunda gülerek ve ellerini ovuşturarak ayağa kalktığında geç olmuştu. “Eh, bu iyi bir eğlence oldu, ama yatma zamanımız geçti. Siz gezgin delikanlılar dilediğiniz saatte kalkabilirsiniz, ama çiftlikte sabah erken gelir. Size söylüyorum, delikanlılar, bu gecekinden daha iyi olmayan eğlenceler için handa iyi para ödediğim oldu. Hattâ daha kötüleri için.”

“Bence bir ödül almalılar, baba,” dedi Grinwell Hanını, uzun zaman önce ateşin önünde uyuyakalmış en küçük oğlanı kucaklarken. “Ahır uyumak için iyi bir yer değil. Bu gece Else’nin odasında uyuyabilirler. Kız da benimle uyur.”

Else yüzünü buruşturdu. Başını kaldırmamaya özen gösterdi, ama Rand gördü. Annesinin de gördüğünü düşünüyordu.

Grinwell Efendi başını salladı. “Evet, evet, ahırdan çok daha iyi. İki kişi bir yatakta uyumaya aldırmazsanız.” Rand kızardı; Grinwell Hanım hâlâ ona bakıyordu. “O flütü daha fazla dinlemeyi gerçekten isterim. Top çevirmenizi görmeyi de. Bu hoşuma gider. Biliyor musunuz, yarın yardım edebileceğiniz küçük bir iş var ve…”

“Yarın yola erken çıkmak isteyeceklerdir, baba,” diye araya girdi Grinwell Hanım. “Gidecekleri bir sonraki köy Arien olacak ve oradaki handa şanslarını denemeyi düşünüyorlarsa, karanlık olmadan oraya varmak için tüm gün yürümeleri gerekecek.”

“Evet, hanımefendi,” dedi Rand, “öyle. Ve teşekkür ederiz.”

Kadın, delikanlının teşekkürlerinin, tavsiyesinden, akşam yemeğinden ve sıcak yataktan daha fazlasını içerdiğini biliyormuş gibi gergin gergin gülümsedi.

Ertesi gün boyunca yolda yürürlerken, Mat ona Else konusunda takılıp durdu. Rand konuyu değiştirmeye çalıştı ve aklına en kolay gelen şey, Grinwelllerin hanlarda gösteri yapmaları önerisiydi. Sabahleyin evden ayrılırlarken Else surat asmış, Grinwell Hanım bir an önce gitmelerinin en iyisi olacağını ifade eden keskin bakışlarla onları izlemişti. Bunlar, Mat’in dilini tutmasına yetmişti. Ama bir sonraki köye ulaştıklarında konu yine değişti.

Alacakaranlık çökerken Aden’deki tek hana girdiler ve Rand hancıyla konuştu. “Irmaktaki Sal”ı –tombul hancı “Sevgili Sara” diyordu ona– ve “Dun Aren Yolu’nun bir kısmını çaldı. Mat biraz top çevirdi ve sonuç olarak o gece bir yatakta uyudular, fırında patates ve sıcak biftek yediler. Handaki en küçük odaydı kuşkusuz, arkadaki saçakların altındaydı ve yemek uzun bir gösteri gecesinin ortasında geldi, ama yine de başlarını bir çatının altına sokmuşlardı. Rand açısından daha da iyisi, gün ışığı altındaki bütün saatleri yolculuk için harcayacak olmalarıydı. Handaki müşteriler Mat’in onlara şüpheyle bakmasına aldırmadılar. Hattâ bazıları yan yan birbirlerine baktılar. Yaşadıkları zaman yabancılardan şüphelenmeyi sıradan bir şey yapmıştı ve handa yabancılar hep olurdu.

Rand, Mat’le aynı yatağı paylaşmalarına ve delikanlının mırıldanmalarına rağmen Beyazköprü’den çıktıklarından beri ilk kez iyi bir uyku çekti. Sabahleyin hancı onları bir iki gün daha kalmaları için ikna etmeye çalıştı, ama bunu yapamayınca, geceleyin çok içip arabasını eve sürememiş, gözleri sulanmış bir çiftçiye seslendi. Bir saat sonra, sırtlarını Eazil Forney’in arabasının arkasındaki samanlara yaslanmış, bacaklarını uzatmış, sekiz kilometre doğudaydılar.