Выбрать главу

Rorden’in odasından içeri girerlerken bu sözcükler kulaklarında alay edercesine çınlamaktaydı. Garip, Alvin’in daha önce hiç görmemiş olduğu kadar garip giyimli, ellerini karnı üzerinde kavuşturmuş bir adam, sakin, sabırlı bir tavırla onları beklemekteydi. Adam Rorden’e soruşturan bir bakışla bakınca Rorden’in yüzü hemen o anda kireç gibi bembeyaz kesildi ve Alvin de ziyaretçinin kim olduğunu anladı.

Ziyaretçileri ayağa kalkıp hafifçe öne eğilerek soğuk resmi bir selam verdi. Sonra da tek bir söz bile etmeden küçük bir silindir uzattı. Rorden bu silindiri kazık kesmiş gibi bir tavırla alıp üzerindeki mührü tutuk hareketlerle kopardı. Silindirin içinden çıkan yazılı mesaj, artık milyonda bir rastlanan yazdı mesaj bu sessiz uzatışla daha da sessiz alıştaki vurguyu iki kat ağırlaştırmakta, iki kat etkin kılmaktaydı. Rorden mesajı okuduktan sonra hafifçe öne doğru eğilip selam vererek iade etti ve Alvin duyduğu endişeye rağmen bu şatafatlı teşrifat karşısında gülmekten kendini yine de alamadı.

Konuşmaya başladığı zaman sesinin eskisi gibi normal çıktığına bakılırsa, Rorden kendini çabucak toparlamış olmalıydı.

— Konsey bizimle biraz konuşmak istiyor. Hem de hemen şimdi. Üzgünüm. Gerçekten üzgünüm.

Bunu Alvin de tahmin etmişti ama ortalığın beklediğinden daha önce, hem de çok daha önce karışacağını ummamıştı. Bununla beraber artık Konseyden korkmuyordu. Konsey artık ona vızgelir tırıs giderdi. Bunları düşününce gözleri elinde olmadan robotlara kaydı.

Rorden Alvin’in aklından geçenleri okumuş gibi kesin bir tavırla konuştu.

— Robotları burada bırakman gerekecek.

Gözleri karşılaşıp çarpıştı, şimşekler saçtı. Sonra Alvin haberciye dönüp dudaklarını ısırarak konuştu.

— Pekâlâ!

Konsey salonuna giderlerken ağızlarını bıçak açmıyordu. Alvin daha yıllar boyunca gereksinme duymayacağını sandığı için üzerlerinde şimdiye değin inceden inceye durmamış olduğu savların şimdi aceleyle gözden geçirip, aceleyle mantıki bir düzene koymaya çalışmaktaydı. Tasa duymaktan çok canı sıkılmakta, bu kadar hazırlıksız yakalandığı, ancak yumurta gelip de kapıya dayandığı zaman uyandığı için de asıl kendine kızmaktaydı.

Bekleme odasında ancak birkaç dakika bekletildiler. Bununla beraber bu birkaç dakika Alvin’in kendi kendine eğer gerçekten de korkmuyorsa dizlerinin neden böyle titrediğini sormasına yetti de arttı bile. Sonra büyük kapılar ağır ağır iki yana açıldı ve Rorden’le Alvin masalarının çevresinde toplanmış yirmi Konsey üyesine doğru ilerlediler.

Bu Alvin’in yaşamındaki ilk Konsey toplantısıydı ve tüm koltukların dolu, tüm üyelerin mevcut olduğunu görünce bundan biraz gurur duydu. Sonra masanın çevresinde sıralananlar arasında Jeserac’ı da görüp, onun da Konsey üyesi olduğunu anladı. Alvin’in hayret dolu bakışları karşısında yaşlı adam koltuğunda huzursuzca kımıldayıp, vücudunun ağırlığım bir yandan öbürüne aktardı ve Alvin’e kaçamak bir gülümseyişle gülümsedi. Sanki özür dileyen bu kaçamak gülümseyiş «benim bu işle hiçbir ilgim yok» der gibiydi. Diğer üyelere gelince, ikisi dışında hepsini tanımaktaydı.

Başkan konuşmaya başladı. Sesi sıcaktı, dostçaydı. Gerek bu sesteki dostluk, gerekse önündeki tanıdık yüzler nedeniyle kendine güvenini gitgide kazanmaya başlayan Alvin, bu güven arttıkça, Rorden’in de o denli tasalanmasını gitgide daha yersiz bulmaya başladı. Rorden ödleğin tekiydi. Gölgesinden bile ürken bir ödlekti. Ama yanılmaktaydı. Gerçi cesaret hiçbir zaman için Rorden’in en önde gelen niteliklerinden birisi olmamıştı ama Rorden o sırada kendisinden çok görevini düşündüğü için yanılmakta, dostuna kaşı büyük bir haksızlık yapmaktaydı. Tarih boyunca hiçbir Kayıtlar Muhafızı görevinden alınmamıştı ve Rorden’in o anda düşündüğü tek şey de görevinde kalmak, görevinden alınıp eşi menendi görülmemiş bir örnek oluşturmamaktı.

Alvin’in planlarından son birkaç dakikadan beri önemli bir değişiklik olmuştu. Büyük bir özenle hazırladığı süslü cümleleri bir yana bırakmış, tekrar tekrar prova ettiği tumturaklı söylevden tümüyle vazgeçmişti. Bunun nedeni de yardımına bir süreden beri müttefiklerin en kaypağının gelmiş olması, kendisine destek olmasıydı. En saygın durumları bile ciddiye almaşım çocukluğundan beri imkânsız kılmış olan o köklü istihza duygusu, müttefiklerin bu en güvenilmezi, bu anda da yanma gelmiş, kendisine destek olmaktaydı. Konsey her bin yılda bir kere toplanabilirdi. Diaspar’ın kaderini de elinde tutabilirdi ama karşısındakiler yine de yaşlı, yorgun insanlardan başka bir şey değildiler. Jeserac’ı yakından tanıyan Alvin diğerlerinin de ondan pek farklı olacağını sanmamakta ve üyelere karşı artık büyük bir acıma hissetmekteydi. Birdenbire Seranis’in kendisine Lys’te söylemiş olduklarını anımsadı.

«Bizler ölümsüzlüğümüzden asırlarca önce vazgeçtik ama Diaspar hâlâ bu aldatıcı düşü izliyor.»

Karşısındaki tükenmiş, püf dese uçacakmış gibi görünen insanlar gerçekten hâlâ bu düşü izlemekteydiler ve Alvin bu sahte düşün onlara mutluluk getirmiş olduğuna artık hiç mi hiç inanmamaktaydı.

Ama başkanın daveti üzerine Lys’e yaptığı yolculuğu anlatmaya başladığında, yüzünde bu düşüncelerden en ufak bir iz bile yoktu. Şimdi konuşmakta olan bilgi uğrunda ölümü bile göze alabilecek olan Alvin değil de, gökten zembille indirilmiş bir melaike, masum bir çocuktu. Bu masum çocuğun tesadüfen bir şey bulduğu, tesadüfen bulduğu bu şeyi de pek önemsiz, sözünü bile etmeye değmez bulduğu, katiyen ve asla herhangi bir plana göre hareket etmemiş, gizli bir amaç peşinde koşmamış olduğu söylediklerinden açıkça anlaşılmaktaydı. Bu masum çocuk, Diaspar’dan sadece doğal bir merak nedeniyle ayrıldığım, herkesin böyle bir şey yapabileceğini, göstermiş olduğu ustalıktan ötürü biraz da övgü bekliyormuş gibi oldukça bönce bir tavırla anlatırken ne Shalmirane’a ne de robotlara hiç mi hiç değinmemekteydi.

Bu oldukça tutarlı, inandırıcı bir öyküydü ve Jeserac’ın dışında kalan tüm üyeler bu öyküden olumlu bir tarzda etkilenmiş gibi görünmekteydiler. Jeserac’ın yüzündeyse rahatlamayla karışık bir inanmazlık okunmaktaydı. Rorden’e gelince, Alvin onun yüzüne bile bakmaya cesaret edememekteydi.

Konseyin durumu inceleyip değerlendirmesinden sonra başkan sözcükleri özenle seçerek kararı açıkladı:

— Yaptıklarınızı çok iyi bir nedenle yaptığınıza inanıyoruz. Bununla beraber, yaptıklarınız bizi oldukça güç bir duruma soktu. Acaba buluşunuzun tamamen tesadüflere bağlı olduğunu, sizi hiç kimsenin hiçbir şekilde etkilemediğini söyleyebilir miyiz?