Выбрать главу

Bu son sözleri söylerken gözleri Rorden’e kayıp soruştururcasına Rorden’in üzerinde kalmıştı.

Alvin düşünür gibi bir poz alıp bir süre bekledikten sonra ömründe son defa için muzip yaratılışının dürtüsüne uydu.

— Böyle bir iddiada bulunamam.

Konsey üyeleri birden pür dikkat kesildi. Yanında duran Rorden ağırlığını huzursuzca bir ayağından diğerine verdi. Alvin bir melek masumluğuyla gülümseyip, melekleri bile kıskandıracak bir saflıkla ekledi.

— Bulunamam. Çünkü ne biliyorsam hepsini aziz hocama borçluyum.

Bu hiç beklenmedik övgü, dikkatleri tamamen ters yöne çeviren övgü üzerine tüm gözler Jeserac’a döndü. Jeserac kıpkırmızı kesilip konuşmaya başladı, kekeledi, yutkundu ve salonda sıkıntılı, sonunda başkanın bozduğu bir sessizlik hüküm sürmeye başladı.

— Dürüstlüğünüze teşekkür ederiz. Biz kesin bir karar verinceye kadar bir yere ayrılmayın.

Rahatlayan Rorden bir balina gibi soludu ve bu soluk Alvin’in kulaklarına gelen son ses oldu. Sanki sağır olmuştu. Konseyin ateşli bir tartışmaya tutuşmuş olduğunu görüyor ama tek bir sözcük bile duymuyordu. Başlangıçta pek eğlenceli olan bu görünüm kısa bir süre içinde sıkıcı bir hal aldı. Öyle ki başkan tekrar konuşmaya başladığında Alvin büyük bir mutluluk duydu.

— Kayıtlar Muhafızının bize olanları daha önceden bildirmiş olması gerektiğini düşünmemize rağmen bunun aslında kimsenin sorumlu tutulamayacağı bedbaht bir kaza olduğu sonucuna vardık. Bunun yanı sıra bu tehlikeli buluşun yapılmış olmasının, bu bize tekrarını önlemek için gerekli önlemleri alma fırsatını verdiğinden, belki de daha iyi olduğunu düşünmekteyiz. Atasözünün dediği gibi her işte bir hayır vardır. Kısacası, bulduğunuz ulaşım sistemi hakkında gerekeni bizzat biz yapacağız ve siz de kayıtlarınızdan Lys’le ilgili tüm verileri sileceksiniz.

Rorden’e yönelik bu son sözlerini üyelerin, yüzlerinde memnun bir ifade beliren üyelerin alkışları izledi. Üyeler Rorden’i cezalandırmak zorunluğunda kalmak gibi güç, tatsız bir durumdan tereyağından kıl çeker gibi ustaca sıyrılmışlardı. Artık alınlarının akıyla görevlerinin, başına dönebilir, Diaspar’ı yönetmeye devam edebilirlerdi. Bahtları biraz yaver giderse de bir daha asla böyle tatsız bir durumla karşılaşmazlardı.

Alvin namına olduğu kadar kendi hesabına da şaşırmış olan Rorden bile sonuçtan memnundu. Durum çok daha fazla sarpa sarabilir, sonuç çok daha kötü olabilirdi.

Bir ses, daha önce hiç duymamış olduğu bir ses aynı anda hem Rorden’in hem de üyelerin damarlarındaki kanı dondurdu.

— Lys’e giden yolu kapamak hakkını kim verdi size?

Bu Alvin’in sesiydi ve Rorden bu sesi duyunca felaketin, bir süre ertelenmiş olan felaketin sonunda yine de gelip çattığını anladı.

Hilesinin başarısı Alvin’e sadece bir anlık bir mutluluk vermiş, sonra başkan kararı açıklayıp da Alvin planlarının tüm çabalarına rağmen boşa gittiğini anladıkça, bu mutluluk yok olup gitgide kabaran, katran gibi koyu bir öfke almaya başlamıştı. Lys’te Seranis de kendisine bir ültimatom vermişti ama zafer, tadı hâlâ damağında olan zafer yine de onda kalmıştı. Şimdi burada Diaspar’da da isyan bayrağım çekecek, ucunda ölüm bile olsa bu sarsak ihtiyarlara el mi yaman, bey mi yaman gösterecekti.

Bu kez yanında kendisine yardım edecek bir robot yoktu. Sonucun ne olacağım bilmiyordu. Bilmiyordu ama kendilerini Diaspar’ın hâkimleri sanan bu ahmak ihtiyarlardan yine de korkmuyordu. Kentin asıl hâkimlerini görmüş, konuşmuştu. Yer altına gömülü dünyalarının gözleri körleştiren ışığı altında, kulakları sağırlaştırıcı sessizliği içinde konuşmuştu. Alvin o ana dek bürünmüş olduğu kuzu postunu üzerinden atıp gerçek yüzünü gösterince, bön safdil Alvin’in yerine gerçek Alvin, şeytana bile külah giydirecek Alvin gözüküp konuşunca, sorusunu yineleyince, konsey üyeleri neye uğradıklarını anlamadılar.

— Evet. Lys’e giden yolu kapamak hakkını kim verdi size?

Konsey üyeleri pusulayı büsbütün şaşırmış, salonu derin, iğne düşse duyulur bir sessizlik kaplamıştı. Jeserac’a gelince bıyık altından gülümsemekteydi. Bu Alvin’i o da pek tanımamaktaydı ama bu Alvin ilk başta konuşmuş, olan Alvin kadar geri zekâlı değildi hiç olmazsa.

Başkan bu meydan okuyuşu önce duymazdan gelmeye çalıştı. Tonuyla vurgusundaki şiddete rağmen bunun masum bir sorudan daha fazla bir şey, bir hesap sorma olduğuna bir türlü inanamamakta, belki de inanmak istememekteydi.

Başka çıkar yol olmadığını görünce tumturaklı bir tavırla yanıtladı.

— Nedenlerini burada açıklamamıza imkân olmayan yüksek politika ile ulusal menfaatlerimizin…

İpin ucunu kaybettiği için bir süre duraksadı.

— Bununla beraber bu nedenlerden birisinin Diaspar’ı diğer kültürlerin zararlı etkileri dışında tutmak, yabancı uygarlıklarına kokuşmuşluğundan korumak olduğunu söyleyebilirim.

Bu sözlerden sonra Alvin’e hem babacan hem de biraz tasalı bir tavırla bakıp gülümsedi ama Alvin oralı bile olmayıp büsbütün soğuk bir tavırla karşılık verdi.

— İnanılır gibi değil. Lys’te de Diaspar için aynı şeyin, hem de tıpatıp aynı şeyin söylenmesi inanılır gibi değil.

Üyelerin yüzlerinin sıkıntıdan gitgide gölgelendiğini, sarktığını görmekten özel bir mutluluk duyup davranmalarına imkân vermeden devam etti.

— Lys Diaspar’dan çok daha büyük. Kültür düzeyi de Diaspar’ınkinden düşük değil. Hem de hiç değil. Lys varlığımızı bildiği halde varlığını açıklamadı. Dediğiniz gibi diğer kültürlerin zararlı etkisi dışında kalmak, yabancı uygarlıkların kokuşmuşluğundan korunmak için açıklamadı. Her iki taraf da aynı iddiayı ileri sürdüğüne göre her iki tarafın da yanıldığı açık değil mi?

Çevresine umutla baktı ama etrafındaki kapalı, somurtuk yüzlerde anlayışa benzer bir şey göremedi ve bu ölü balık gözlü, donuk, dünya yıkılsa kılları kıpırdamaz ihtiyarlara karşı duyduğu öfke birden doruğa ualşıp kalbi öyle bir çarpmaya, şakakları öyle bir atmaya başladı ki gözleri karardı ve bir an için düşüp bayılacağım sandı.

Öfkesini bastırıp tekrar konuşmaya başladığında sesi artık hem buz gibiydi hem de çok açık bir küçümsemeyle doluydu. Konsey üyelerinin en vurdumduymazının bile rahatça anlayabileceği bir küçümseme ile doluydu.

— Atalarımız yıldızlara kadar ulaşan bir imparatorluk kurmuşlardı. Atalarımız yıldızlara kapı komşularına gider gibi gidip gelmekteydiler ama bizler, torunları, kentimizin duvarları dışına çıkmaya bile cesaret edememekteyiz. Nedenini açıklamamı ister misiniz?

Kimseden bir ses çıkmayınca konuşmasını sürdürdü.

— Korktuğumuz için. Ta tarihimizin başlangıcında olan bir şeyden korktuğumuz için. Uzun süre öncesinden tahmin ettiğim bu gerçeği, İstilacıları, Lys’te öğrendim. Ama İstilacılar yüzünden Diaspar’da mı saklanacağız? Diaspar’ın dışında hiç, ama hiçbir şey olmadığını iddia ederek iflah olmaz ödlekler gibi ebediyen Diaspar’da mı kalacağız? İstilacılar bizi yarım milyon yıl önce gerisin geriye sürdüğü için, Yer Yuvarlağına sürdüğü için artık hep esir, hep mahkûm mu yaşayacağız?

Parmağını tam yaraya, tam da gizli korkuların üstüne basmıştı. Hiçbir zaman duymamış olduğu, duymadığı için de bir türlü anlayamadığı korkularına. Artık istedikleri gibi hareket edebilirler, Alvin’i ister asar, ister keserlerdi. Alvin’e gelince, hiç olmazsa içini dökmüştü. Son bir bağımsızlık hareketiyle başkana döndü.