Выбрать главу

Asıl robotun kendisine artık itaat etmeyeceğini anlaması Alvin’i oldukça sarstı. Küçük bölümünden çıkmasını emrettiğinde robot hareket etmeyi reddedip olduğu yerde kalmak, Alvin’e çoğul gözleriyle ihtirassızca bakmakla yetindi. Kopya robot anında itaat edip Alvin’i rahatlattı ama, asıl robotun tutumunu ne dil dökmeler ne de yağ çekmeler değiştiremediği için Alvin bir süre bu isyan hareketinin nedenini bulmaya çalıştıktan sonra sonunda şu yargıya vardı: Robotlar doğaüstü yeteneklerine rağmen pek zeki değildiler ve son saatlerdeki olaylar da talihsiz robot için bardağı taşıran son damla olmuş olmalıydı. Talihsiz robot son saatler esnasında Üstadın tüm emirlerinin çiğnendiğine şahit olmuştu. Üstadın milyonlarca yıldan beri gözünü bile kırpmadan, amaç tekliğiyle itaat ettiği tüm emirlerinin çiğnenmesine şahit olmuş, sonunda da daha fazla dayanamayıp isyan etmişti.

Pişman olmak için artık çok geçti ama robot sonunda çıldırdığı için Alvin de tek bir kopya çıkarmış olmasına, şimdi elinde tek bir robot kalmış olmasına üzülmekten yine de kendini alamamaktaydı.

Airlee’ye giden yolda kimseye rastlamadı. Robotla hâlâ tam anlamıyla özdeşleşememiş olduğu ve robotu kontrol altında tutmak için harcadığı çaba sinirlerini yay gibi gerdiği halde, kendisi uzay gemisinin içinde rahatça, hiçbir çaba harcamadan oturup dururken tanıdık yolun görüş sahası içine girmesi, kulaklarının ormanın fısıltılarıyla dolması, içinde garip, tanımlayamadığı bir duygunun doğmasına neden olmaktaydı.

Airlee’ye vardığında hava hemen hemen kararmıştı. Airlee’nin küçük evleri ışık öbekleri içinde yüzmekteydiler. Alvin gölgelere gizlene gizlene ilerleyerek görülmeden Seranis’in evine vardı. Sonra ortalığı birdenbire yüksek perdeden kızgın bir vızıldama kaplayıp, kendisini bir kanat sağanağının tam ortasında buldu. Bu beklenmedik saldırı karşısında elinde olmadan geriledikten sonra, bu kasırganın kaynağını keşfetti. Krift, kanatsız uçan her şeyi düşman varsayan Kriftti bu kasırganın nedeni. Krift robota daha önceleri de saldırmaya kalkışıp her seferinde de Theon tarafından durdurulmuştu. Bu güzel ama budala yaratığa bir zarar vermek istemeyen Alvin robotunu durdurup, Kriftin üzerine yağmur gibi yağan darbelerine karşı kendini elinden geldiğince korumaya, bu darbeleri mümkün olduğunca zararsızca savuşturmaya çalıştı. Aslında Seranis’in kapısı önünde durmamakta olmasına, aslında bir mil ötedeki gemisinde rahatça oturmakta olmasına rağmen, korkup sakınmaktan yine de kendini alamamaktaydı. Öyle ki Theon neler olup bittiğini anlamak için dışarı çıkınca büyük bir rahatlık duydu.

On üçüncü Bölüm

EFENDİSİ yaklaşınca Krift netameli bir vızıltıyla uzaklaştı. Kriftin uzaklaşmasını ani bir sessizlik izledi ve Theon robota bir süre bu sessizliği bozmadan baktıktan sonra sonunda gülümsedi:

— Döndüğüne sevindim. Yoksa dönmedin de hâlâ Diaspar’da mısın?

Theon’un beyninin kendisininkinden ne kadar daha süratle, daha büyük bir süratle çalıştığını anlayan Alvin Theon’a karşı içinde bir kere daha hafif bir gıpta duydu ve bir yandan robotun sesini ne kadar net bir şekilde yansıttığını merak ederken bir yandan da yanıtladı.

— Hayır, Airlee’deyim. Hem de oldukça yakında. Ama kısa bir süre için.

Theon’un yüzü kalpten gelen sıcak bir gülümsemeyle aydınlandı:

— Çok isabet edersin. Çünkü annemin seni affetmesine rağmen merkez Konsey bağışlamadı. Üstelik tam şu anda da toplantı halinde. Hem de sıkı sıkı kapalı kapılar ardında. Düşün ki beni bile uzaklaştırdılar.

— Toplantının konusu ne?

— Bilmediğimi sanıyorlar ama konu sensin. Senin hakkında akla gelebilecek her şeyi sordular ve benim de Shalmirane’da olanları anlatmam gerekti.

— O zamandan beri köprülerin altından çok su aktığı için bunun artık pek önemi yok. Bununla beraber şu merkez Konseyinle bir konuşsam iyi olacak.

— Düşünebileceğin gibi tüm Konsey burada değil. Ama üyelerin üçü senin gidişinden beri soruşturma yapıyor.

Alvin gülümsedi. Artık nereye giderse gitsin, ardından daima derin bir hayret dalgasının doğmasına neden olduğu için, buna hiç mi hiç şaşırmamaktaydı.

Uzay gemisinin emniyetiyle rahatlığı ona daha önce pek ender duyduğu bir güven hissi veriyor ve Theon’un ardından evine girdiği şu sırada kendini duruma tamamen hâkim hissetmesine yol açıyordu. Toplantı salonunun kapıları kapalı olduğu için Theon içerdekilerin dikkatini ancak aradan bir süre geçtikten sonra üzerine çekebildi. Kapılar isteksizce iki yana açıldı ve Alvin robotunu süratle içeri soktu.

Seranis’le son defa konuşmuş olduğu tanıdık salondu bu. Başının üzerinde sanki tavan, ya da başka bir kat yokmuş gibi yine yıldızlar parlamaktaydı. Öyle ki Alvin bu görünümün nasıl yaratıldığını bir kere daha merak etmeden kendini alamadı.

Havada ilerlemesinin üç Konsey üyesinin koltuklarında donup kalmalarına yol açmasına karşın Seranis’in yüzünden sadece ancak hissedilebilir bir hayret ifadesi gelip geçti.

Alvin bu başkası yerine, Theon yerine giriş sanki dünyanın en doğal şeyi imiş gibi sakin, terbiyeli bir tavırla konuştu:

— İyi akşamlar. Gördüğünüz gibi sonunda dönmeye karar verdim.

Şaşkınlıkları beklentisini kat kat aşmaktaydı. Kendini ilk toplayan saçları hafiften hafife kırlaşmaya başlamış olan genç bir adam oldu. Bununla beraber, kendisini oldukça toparlamış olmasına rağmen duyduğu hayreti yine de tamamen yenemediğinden, sesi yine de biraz soluk soluğaydı:

— Buraya nasıl geldiniz?

Alvin önce bu soruyu geçiştirmenin akıllıca bir davranış olacağım düşündü. Sorunun soruluş tarzı pirelenmesine yol açmıştı. Ayrıca yeraltı ulaşım sisteminin iptal edilip edilmemiş olduğunu da bilmemekteydi. Sonunda yalan söylemeyi yeğledi.

— Geçen sefer geldiğim gibi!

İki üye gözlerini öbür üyeye çevirip, sen ne dersin gibisinden sabit bakışlarla bakmaya başlayınca, üçüncü üye ellerini bilmem dercesine bir tavırla iki yana açıp ellerinin hareketini dudaklarını bükerek pekiştirdi. Saçlarına ak düşmeye başlamış olan genç üye tekrar sordu.

— Herhangi bir güçlükle karşılaşmadınız mı peki?

— En ufak bir güçlükle bile karşılaşmadım.

Üyelerin içine düşmeye başladıkları derin şaşkınlıktan sonuna dek yararlanmaya, yangına körükle gitmeye kararlı olan Alvin bunda iyice başardı olmaya başladığını görüp devam etti.

— Kendi hür irademle, kendi isteğimle geri döndüm ama önceki anlaşmazlığımızı unutmadığım için şimdilik gözden ırak duruyorum. Eğer bizzat gelirsem hürriyetimi yeniden elimden almaya, hareketlerimi tekrardan kısıtlamaya kalkışmayacağınıza söz verir misiniz?

Bir süre, akıllarından neler geçirdiklerini, neler tasarladıklarını fazlasıyla merak ettiği bir süre boyunca kimse bir şey demedi. Sonra da Seranis hepsinin adına konuştu:

— Diaspar artık bizimle ilgili herşeyi bildiğine göre seni tutuklamamızın anlamı da kalmadı.

Seranis’in sesindeki serzenişten ötürü Alvin hafifçe kızardı.

— Dediğiniz gibi Diaspar artık herşeyi biliyor. Ama müsterih olun. Sizinle ilişki kurmayacak. Düşük düzeyde bir kültürün temasıyla yozlaşmak istemediği için sizinle hiçbir şekilde ilişki kurmayacak!

Üyelerin bu sözlere tepkilerini ölçmekten, Seranis’in bile hafifçe kızarmasını gözlemekten büyük bir mutluluk duydu. Eğer Lys’le Diaspar’ı birbirlerine karşı yeterince kışkırtabilir de sonunda birbirlerine düşürebilirse, sorununun yansından fazlasını çözümlemiş olacağını hissetmekteydi. Farkında değildi ama yeryüzünden çoktan silinip gitmiş olan politika sanatını öğrenmekte, bu çoktan kaybolmuş sanatın inceliklerini uygulamaktaydı. Üsteledi: