Sayılamayacak kadar çok dünyada yaşamın enkazıyla yaşamdan artakalan enkazla karşılaşmış olmasına karşın, akılla sadece bir, tek bir kere yüzyüze gelip, Kara Güneş’ten dehşet içinde kaçmıştı. Bununla beraber umudunu yine de yitirmemişti. Çünkü evren sonsuzdu ve araştırmasına da henüz yeni başlamış sayılırdı.
Galaksi zamanla mekanın çok, çok uzaklarında bulunmasına rağmen, Galaksinin kalbinden yayılan büyük güç patlaması Vanamonde’yi, ışık yıllarının ötesindeki Vanamonde’yi göstermekteydi. Yıldızların yaydığı radyasyonla hiçbir ortak tarafı olmayan bu işaretin ışığı bilincinin derinliklerinden, kuyruklu bir yıldızın bulutsuz bir gökten birdenbire akıp akışı gibi geçmiş, geçerken de bilincinin derinliklerini birdenbire aydınlatmıştı. O geçmişin ölü, hiç değişmeyen örneğinde olduğu gibi hep bu ışığa, kendi kendini ölü dokular gibi atıp kabuk değiştiren bu ışığa doğru, yaşamının en son anına doğru ilerlemişti hep. Bir kere daha kabuk değiştireceği, bir kere daha doğacağı anına doğru ilerlemişti hep.
Burayı biliyordu. Bu gezegen ona yabancı değildi. Çünkü daha önce de bulunmuştu burada. O zaman cansızdı. Şimdiyse aklı vardı. Kendisine hemen hemen madde dünyasındaki diğer herşey kadar yabancı olduğu için anlayamadığı şekil. Ovanın üzerinde duran, uzun, maden şekil. Gerçi bu şeklin çevresinde bu şekili Evren’in sonuna götürmüş olan güç halesi hâlâ ışıldamaktaydı ama bunun kendisi için artık önemi kalmamıştı. Kaslarını birdenbire atlamak için yay gibi germiş vahşi bir hayvanın hassas sinirliliğiyle, özenle, büyük bir özenle, sonunda bulmuş olduğu iki akla, iki cana doğru uzandı ve araştırmasının, uzun araştırmasının artık bitmiş olduğunu, sonunda, en sonunda aradığını bulmuş olduğunu, nihayet bulmuş olduğunu anladı.
Rorden bu toplantının daha sadece birkaç gün önce ne kadar imkânsız bir şeymiş gibi geleceğini düşündü. Teknik bakımdan hâlâ gözden düşmüştü. Hâlâ zan altındaydı. Bununla beraber bu toplantıda bulunmasının gerekliliği öylesine açıktı ki kimse toplantının dışında tutulmasını önermemişti. Kendisi gibi seçimle gelmiş üyelerin her İlci yanlarında yer aldığı altı konuk Konseyin karşısında oturmaktaydı. Gerçi bu oturuş şekli konukların yüzlerini görmesine engel olmaktaydı ama Konsey üyelerinin yüzlerindeki ifade yeterince eğitici olduğundan, bunun pek bir önemi yoktu.
Alvin’in haklı olduğuna ve Konseyin de bu demir leblebiyi yavaş yavaş hazmetmeye başladığına artık kuşku yoklu. Lys’li delegeler Diaspar’ın en üstün beyinlerinden bile hemen hemen iki misli daha süratle düşünebilmekteydiler. Üstüne üstlük Diasparlılara tek üstünlükleri de bu değildi. Çünkü bu becerilerinin yanı sıra olağanüstü bir ortak karar alma, ortak hareket etme, düzenleme yeteneği de göstermekteydiler ve Rorden bunun telepatik güçlerinden ileri geldiğini tahmin etmekteydi. Tüm bunların yanı sıra Lys’lilerin Konseydekilerin akıllarından geçenleri okuyup okumadığını da merak etmekteydi. Bununla beraber bu konu üzerinde iyice düşündükten sonra Lys’lilerin böyle bir şey yapıp da verdikleri ve bu toplantıyı mümkün kılmış olan sağlam güvenceyi ortadan kaldırmayacaklarına, görüşmelerin daha başlamadan kesilmesine yol açmayacaklarına karar verdi.
Rorden toplantıda fazla bir ilerleme sağlandığını sanmamaktaydı. Ayrıca bir ilerlemenin nasıl olup da sağlanacağını da kestirememekteydi. Alvin uzaya gitmişti. Bu gerçeği hiçbir şey değiştiremezdi. Lys’i henüz tam manasıyla benimsememiş olan Konsey neler olup bittiğini anlamaya hâlâ muktedir değilmiş gibi bir hava içinde görünmekte, havanda su döğmeye devam etmekteydi. Ama korktuğu açıktı. Konseydekiler gibi, konukların çoğunun da korktuğu aşikârdı. Rorden’e gelince, beklediği kadar büyük bir dehşete kapılmamıştı. Sanki Alvin’in pervasızlığından bir şeyler ona da geçip hiç olmazsa gerçeğin yüzüne doğrudan doğruya bakabilmesini mümkün kılmış, önünde yeni ufuklar açmıştı.
Başkanın sorusunu hiç beklemediği bir anda sormasına rağmen kendini süratle toparlayıp yanıtladı.
— Böyle bir durumun şimdiye dek ortaya çıkmamasının tek nedeni, bahtımızın şimdiye dek hep yaver gitmiş olmasından başka bir şey değil. Böyle bir durumla daha önce karşılaşmış olsaydık, olaylar daima bizden önde olduğundan, gelişmelerini durdurabilmek için yine de hiçbir şey yapamayacak, oldubittiyi kabullenmek zorunda kalacaktık.
Olaylar sözcüğünden kastının Alvin olduğunu hepsi de bilmekteydi ama hiçbiri bir yorumda bulunmadı.
— Geçmişte olup bitenler üzerinde çekişmeye devam etmek abes. Geçmişte Lys de Diaspar da büyük hatalar yaptıkları için en iyisi geçmişin üzerine bir sünger çekmek. Geleceğe gelince, bunu çok, gerçekten de çok istiyorsanız, Alvin döndüğünde Yer Yuvarlağını yeniden terketmesini önleyebilirsiniz. Tabii eğer buna gücünüz yeterse. Bana gelince, Alvin o zamana kadar çok fazla şey öğrenmiş olacağından, gücüne güç katmış olacağından, ben bunu başarabileceğinizi, Alvin’i önleyebileceğinizi sanmıyorum.
— Daha önce de dediğim gibi, eğer korktuğunuz şey olduysa, bu konuda hiçbirinizin yapabileceği bir şey yok. Korkunun ecele nasıl faydası yoksa.
Susup bakışlarını masanın çevresinde dolaştırdı. Beklediği gibi sözleri hiçbirinin hoşuna gitmemişti.
— Yer Yuvarlağı yeni, her zaman içinde bulunduğundan daha büyük bir tehlike karşısında değil. Hem iki, sadece iki genç, istilacıların gazabını niçin bir kere daha üstümüze çeksin. Kendimizin aldatmaktan, başımızı kuma gömmekten artık vazgeçelim. İstilacılar bunu gerçekten isteselerdi, beklemezler, dünyamızı asırlar önce yok ederlerdi.
Bu sözleri derin bir sessizlik izledi. Bu sözler diğerleri için küfürdü, hezeyandı. Bununla beraber Lys’li delegelerden ikisi söylediklerini onaylıyormuş gibi görünmekteydiler. Bunu fark edince hafifçe heyecanlandı.
Daha fazla dayanamayan başkan kaşlarını çatarak müdahale etti.
— İstilacıların Yer Yuvarlağını sadece bir tek şartla, İnsanoğlunun bir daha hiçbir zaman uzaya gitmemesi şartıyla esirgediklerine ilişkin bir efsane yok mu? Biz şimdi bu şartı çiğnemiş olmadık mı?
Rorden tekrar söz aldı:
— Bir zamanlar bu efsaneye ben de inanıyordum. Ama bu da sorgusuz sualsiz, üzerinde hiçbir inceleme yapmadan kabullendiğimiz öykülerden biri. Benim makinelerim bu efsane hakkında hiçbir şey bilmediği gibi, bu efsanede sözü edilen anlaşma hakkında hiçbir tarihi belge, kayıt filan da yok. Çok daha az önemli konular belgelendiği halde bu hususta hiçbir kayıt yok. Bence eğer aslı olsaydı, bu kadar önemli bir anlaşma da belgelenir, hem de günümüze kadar gelecek şekilde belgelenirdi.
Alvin şimdi burada bulunmuş olsaydı, kendisiyle gurur duyacağını düşündü. Ama eğer Alvin bu toplantıda bizzat bulunmuş olsaydı da bu fikirleri, bu aynı iddiaları ileri sürse, Alvin’e büyük bir olasılıkla kendi, herkesten önce kendi karşı çıkar, iddialarım herkesten önce kendi çürütmeye çalışırdı. Oysa şimdi bunun tam tersini yapmaktaydı ve bu ona bile garip gelmekteydi. Bununla beraber Alvin’in düşlerinden hiç olmazsa biri gerçekleşmişti. Gerçi Lys’le Diaspar arasındaki bağ henüz sağlam değildi ama hiç olmazsa ilk adım atılmıştı. Alvin’in şimdi nerede olduğunu, neler yaptığını sordu kendi kendine.