Выбрать главу

Birkaç ay içinde Diaspar’a ilk raporunu sunacaktı. Bu raporun içeriğinin ne olacağı henüz belli değildi ama, ırkının kısır yalnızlığına ebediyen son vereceğini biliyordu. Kökleri aydınlığa çıktığında Lys’le Diaspar arasındaki engeller ortadan kalkacak, bu iki büyük kültürün karışması insanoğlunun uygarlığını gelecek asırlar boyunca güçlendirecekti. Bu bile, henüz başlamakta olan büyük araştırmanın, küçük, ikinci derecede bir ürününden daha fazla bir şey olmayacaktı. Eğer Vanamonde’un çıtlattıkları gerçekse, insanoğlunun ufukları yakında sadece Yer Yuvarlağının sınırlarına ulaşmakla kalmayıp, yıldızlan da kucaklayacak, hatta yıldızlan da aşıp, daha ötelere, galaksilere de uzanacaktı. Bununla beraber bu daha sonraki beklentilerden emin olmak için henüz çok erkendi.

Lys’in baş tarihçisi Celitrax onları küçük dalgakıranda karşıladı. Uzun boylu, hafifçe kambur bir adamdı. Rorden onun kısa yaşamında bu kadar çok şeyi, Büyük Üyelerin yardımı olmadan nasıl öğrenebilmiş olduğunu çok merak etmekte, Grevarn’da karşılaştığı olağanüstü belleklerin asıl nedeninin, asıl Büyük Üyeler gibi makinelerin yokluğundan ileri geldiği ise aklına bile gelmemekteydi. Kasabayı yabancılar için o kadar tehlikeli kılan sayısız kanallardan biri boyunca hep beraber ilerlediler. Calitrax’ta biraz aklı başka bir şeyle meşgulmüş gibi bir hal vardı ve Rorden, Calitrax’ın aklının diğer yansının hâlâ Vanamonde’de kalmış olduğunu anladı.

Kendini biraz ihmal edilmiş hisseden Rorden sonunda dayanamayıp sordu:

— Sonunda tarih tespit etme yönteminizi kararlaştırabildiniz mi?

Ev sahipliği görevlerini hatırlayan Calitrax, açık bir isteksizlikle de olsa Vanamonde’yi düşünmeyi bir yana bıraktı.

— Evet. Bunun astronomik yöntem olması gerekti. Bu yöntemin on bin yıl geriye kadar, hatta ilk çağlara kadar gittiğini düşünüyoruz. Doğru gittiğini. Durum daha iyi de olabilirdi ama buna da şükür. Zira ana devirleri birbirlerinden ayırıp açık seçik gösterebilmemiz bile oldukça büyük bir başarı sayılır.

— Ya İstilacılar? Benson İstilacıların yerini saptayabildi mi?

— Belki bin kez denedi ama herhangi bir belli dönem üzerinde durup, sadece o dönemi taramak umutsuz bir uğraş olduğu için bir türlü saptayamadı. Şimdi yaptığımız şey tarihin başlangıcına geri dönüp, başlangıçtan itibaren muntazam fasılalarla maktalar (ortalamalar) almak. Sonra da bu maktaları, ta ayrıntılara inebilecek duruma gelinceye kadar, varsayımlarla birbirlerine bağlayacağız. Keşke, keşke Vanamonde gördüklerini yorumlayabilseydi. O zaman bir parmak bal için bir çuval keçiboynuzu çiğnemek, konu dışı veri yığınları üzerinde çalışmak zorunda kalmazdık.

— Vanamonde’un bu konu üzerinde ne düşündüğünü çok merak ediyorum. Tüm bunlar ona oldukça şaşırtıcı gelmeli.

— Öyle olmalı ama bereket Vanamonde hem çok dost, hem de çok uysal ve böyle demek mümkünse, sanırım oldukça mutlu da. Theon da aynı kanıda ve Theon’la Vanamonde’un içtikleri su ayrı gitmiyor. Ah. İşte Benson’la tarihin en son on milyon yılı. Sizi onun ellerine bırakıyorum.

* * *

Konsey salonu Alvin’in buraya son gelişinden beri çok az değişmişti. Pek ender kullanılan projeksiyon donanımı insanın rahatça küçümseyebileceği derecede önemsizdi. Büyük masanın çevresindeki koltuklardan ikisi boştu. Alvin bu iki koltuktan birisin Jeserac’ın koltuğu olduğunu biliyor, Jeserac’ın Lys’te bulunmasına rağmen bu toplantıyı yine de hemen herkesin yapacağı gibi izleyeceğine kuşku duymuyordu.

Eğer Rorden bu salona son gelişlerini anımsıyorsa bile, bundan söz etmeyi arzu etmiyordu. Konsey üyelerine gelince, onlar bu gelişi, Alvin’in üzerine yönelen kuşkulu her anlama gelebilecek bakışlarından da açıkça anlaşıldığı gibi, hiç de unutmamışlardı. Alvin Konsey üyelerinin Rorden’in öyküsünü dinledikten sonra ne düşüneceklerini, nasıl bir tavır alacaklarını merak etti. Şimdiki zaman sadece birkaç kısa ay boyunda, artık katiyen tanınmaz bir hal almıştı ve şimdi de geçmişi kurcalamaya, geçmişi yitirmeye koyulacaklardı.

Diaspar’ın geniş bulvarlarında trafik duracaktı. Kent Alvin’in yaşamında sadece bir kez duymuş olduğu mutlak bir sessizliğe bürünecekti. Kent bekliyordu. Geçmişin üzerindeki perdenin kalkmasını bekliyordu. Eğer Calitrax haklıysa, bin beşyüz milyon yıldan daha gerideki geçmişin üzerindeki esrar perdesinin kalkmasını bekliyordu.

Rorden hem Lys’in hem de Diaspar’ın şimdiye değin hiç sorup soruşturmadan inanmış olduğu tarihi, İnsanlığın yerleşip kabul edilmiş tarihini çok kısa bir tarzda çizdi. Arkalarında bir avuç büyük isimle, İmparatorluğun unutulmaya yüz tutmuş olan efsanelerinden başka bir şey bırakmamış olan topluluklardan, ilk uygarlıkların meçhul ırklarından söz etti. Öyküsüne bakılırsa, insanoğlu daha ilk baştan itibaren yıldızlara göz koyup, en sonunda yıldızlara ulaşmış milyonlarca yıl boyunca Galaksiye yayılıp, sistemlere birbiri peşi sıra egemen olmuştu. Sonra karanlığın dışından, Evren çeperinin ötesinden istilacılar çıkagelip acımasız darbeyi indirmiş, İnsanoğlunun o ana dek tüm kazandıklarını zorla elinden almışlardı.

— Güneş sistemine geri sürülüş, zehir zenberek acı geri sürülüş, asırlarca sürmüş olmalıydı. Yer Yuvarlağı ancak Shalmirane çevresinde verilen kanlı, unutulmaz savaşlar sayesinde yok olmaktan kurtulmuştu. Her şey sona erdiğindeyse, İnsanoğlunun elinde, üzerinde doğup, üzerinde ilk adımlarını attığı Yer Yuvarlağıyla, anılarından başka bir şey kalmamıştı.

Rorden sözlerinin burasında durup, gözlerini büyük masanın çevresinde toplanmış olanların üzerinde gezdirdi ve bakışları Alvin’in bakışlarıyla karşılaşınca hafifçe gülümsedi.

— Kayıtlarımızın tutulmaya başladığı andan itibaren inanmış olduğumuz öyküler hakkında söyleyeceklerim bu kadar. Şimdi de size bu kayıtların uydurma olduğunu söylemem gerek. Hem de en küçük ayrıntılarına kadar uydurma olduğunu. Şimdi bile bir türlü gerçekle bağdaştırmadığımız kadar uydurma olduğunu…

Sözlerinin iyice anlaşılması, üyelerin beyinlerine tam anlamıyla işlemesi için bir süre bekledikten sonra, ağır ağır, özenle konuşarak ve ilk birkaç dakikadan sonra önündeki notlara artık hiç göz atmayarak, Vanamonde’un beyninden edinmiş olduğu bilgileri aktarmaya başladı.

İnsanoğlunun yıldızlara ulaşmış olduğu bile doğru değildi. Yıldızlar arası uzaklıkları aşmak gücünün çok ötesinde olduğundan, yıldızlar arası uzay aşılmaz bir engel olduğundan, İnsanoğlunun küçük imparatorluğunun tamamı Persephone’un yörüngesiyle sınırlıydı. İnsanoğlunun tüm uygarlığı güneşin çevresinde kümelenmişti ve o yıldızlara değil de, yıldızlar ona ulaştığında, henüz emekleme devresindeydi.

Bu karşılaşmanın neden olduğu sarsıntı kahredici olmuş olmalıydı, insanoğlu bir gün gelip de uzayın derinliklerini fethedeceğinden hiçbir zaman şüphe etmemişti, insanoğlu ayrıca, eğer evrende eşitleri, kendisine eşit olanlar varsa bile, üstleri, kendisinden üstün olanlar olmadığına inanmıştı hep. Şimdiyse bu iki hususta da yanılmış olduğunu, ötede, yıldızlar arasında, kendisininkinden çok daha büyük beyinler, çok daha ileri uygarlıklar bulunduğunu öğrenmişti, insanoğlu asırlar boyunca, önce bu yabancı uygarlıkların gemileriyle, daha sonra da bu yabancı uygarlıklardan ödünç alınmış bilgiyle inşa edilmiş gemilerle Galaksiyi araştırmış ve Galaksinin her tarafında anlayabileceği, ama asla ayak uyduramayacağı, seviyesine çıkmayacağı uygarlıklarla karşılaşmıştı. Yer yer de, kısa bir süre sonra kendi kültürünü büsbütün aşacak, artık anlamasına bile imkân kalmayacak beyinlere, uygarlıklara rastlamıştı.