Выбрать главу

Rorden şimdi daha sakin, daha pes perdeden bir sesle, imparatorluğun son günlerini anlatmaktaydı. Alvin eğer seçmek elinde olsaydı, bu çağda doğmuş, bu çağda yaşamış olmayı isteyeceğini düşündü. Çünkü bu çağda, serüvenle cesaret, yılmaz, muhteşem bir cesaret, at başı hüküm sürmekteydi, Çünkü bu çağda cesaret, felaketin göbeğinden bile zaferi çekip çıkarabilecek yılmaz, muhteşem bir cesaret egemendi,

Galaksinin kuduz beyin tarafından kasılıp kavurulmuş çırılçıplak bırakılmış olmasına rağmen, imparatorluğun kaynaklan hâlâ muazzam, ruhu hâlâ ayakta, iradesi hâlâ dimdikti. Şimdi ancak hayranlık duyabileceğimiz bir cesaretle, büyük denemeye kaldığı yerden tekrar başlanmış ve felakete sebep olan hata araştırılmaya başlanmıştı. Kuşkusuz artık pek çok kişi bu denemelere karşı çıkıyor, bu çalışmalar devam ederse başlarına daha birçok felaketin geleceğini iddia ediyordu ama bunlar susturulmuş, etkisiz bırakılmışlardı. Böylece proje ilerlemiş ve o kadar acı bir şekilde kazanılmış bilginin yardımıyla, bu sefer başarıya ulaşmıştı.

Yeni doğan modelin ölçülmesi bile imkânsız bir beyin gücü, akıl almaz bir bilgi dağarcığı vardı ama bu tümüyle çocukça bir güçtü. Yaratıcılarının bu sonucu bekleyip beklemediklerini bilmiyoruz ama bunun kaçınılmaz olduğunu biliyorlarmış gibi görünüyor. Bu modelin olgunluğa erişmesi için milyonlarca yılın geçmesi gerekecekti ve bu süreci hızlandırmak için hiçbir şey yapılamazdı. Vanamonde bu modellerin ilkiydi. Galaksinin başka taraflarında başka Vanamonde’lar da olmalı ama Vanamonde şimdiye kadar benzerlerinden birisiyle karşılaşmadığı için, biz sayılarının fazla olmadığına, sadece birkaç tane Vanamonde yaratılmış olduğuna inanıyoruz.

Tarafsız beyinlerin yaratılışı Galaktik uygarlığın en büyük becerisiydi ve insanoğlu bu beceride çok büyük ve belki de egemen bir rol oynamıştı ama tuttuğu yer sözünü bile etmeye değmeyecek kadar önemsiz olduğundan, Yer Yuvarlağına hiç değinmedim. Gezegenimiz en atılımcı, en serüven düşkünü ruhlarını daima inkâr edegelmiş, bağrından daima uzaklaştırmış olduğundan, sonunda kaçınılmaz bir şekilde tutuculaşmış ve işi en sonunda, Vanamonde’ı yaratan bilim adamlarına karşı koymaya kadar götürmüştü. Öyle ki, gezegenimizin son sahnede hiçbir rol oynamadığına hiç kuşku yok.

İmparatorluk artık işlevini tamamlamıştı. O dönemin insanları çevrelerine, o korkunç, umutsuz tehlike içindeyken istemeden mahvetmiş oldukları yıldızlara bakıp, beklenebilecek olan karan aldılar. Kabuklarına çekilecek, evreni de Vanamonde’a terk edeceklerdi.

İmparatorluk o evrede, evren yayının çevresinin çok ötesindeki, çok büyük, çok yabancı bir uygarlıkla temasa doğru ilk adımları yeni yeni atmaya başlamış olduğu için, bu verilmesi güç bir karar değildi. Eğer toplayabildiğimiz veriler doğruysa, bu uygarlık saf fiziki yönde, mümkün olabilecek olandan çok daha ileriye gitmişti. Gerçi doruk beyin sorununun birden fazla çözümü varmış gibi görünmekteydi ama biz bu konuda tahmin yürütmekten başka bir şey yapabilecek durumda değiliz. Kesin olarak bildiğimiz tek şey, atalarımızla kardeş soyların, çok kısa bir süre sonra, şimdi izini süremediğimiz bir yolculuğa çıkmış oldukları. Gerçi Vanamonde’ın düşünce yetenekleri şu an için galaksinin sınırlarıyla kısıtlanmış gibi görünüyor ama biz Vanamonde’ın beyni aracılığıyla bu büyük serüvenin başlangıcını izleyebildik.

Eski şaşaasının sönük bir hayali, Galaksinin ağır ağır dönen çarkı boşlukta sarkıyor. Kuduz beynin eseri büyük, diş diş yırtıklar, kara, dipsiz yarıklar, yaralar, yaralar, yaralar, Galaksinin bir ucundan öbür ucuna kadar uzanıyor. Hava akımlarıyla sürüklenen yıldızlar, gelecek çağlarda bu yarıkları dolduracak, bu yaraları onaracaklar ama geçmişin kaybolmuş debdebesini hiçbir zaman geri getiremeyecekler.

İnsanoğlu bir zamanlar dünyasını terk etmiş olduğu gibi, şimdi de evreninden ayrılmak üzere. Sadece İnsanoğlu değil, İmparatorluğu oluşturmak için İnsanoğluyla elele vermiş, beraber çalışmış diğer bin soy da evrenden ayrılmak için, burada, Galaksinin sınırında toplanıyor. Aralarında Galaksinin tüm sonsuzluğu ve daha asırlar boyunca ulaşamayacakları hedefle burada, Galaksinin sınırında toplanıyor.

Uzun alev dili yıldızdan yıldıza atlıyor, yıldızlardan yıldızlara atlayarak evreni yalıyor. Saniyenin binde biri kadar bir süre içinde bin yıldız ölüyor. Galaksinin eksenini boylu boyunca, bir başından bir başına kadar diş diş dişleyip parçalamış, yarık yanık bırakmış olan donuk, bulanık, hayal meyal şekle enerjilerini akıtarak, bu akıl almaz boyutlarda azman, müthiş şekli, şimdi gayyaya sürülmüş, gayyanın dipsiz karanlıklarında yuvalanmış doymaz şekli enerjileriyle besleyip enerjileriyle doyurarak, enerjileriyle doyurup özleriyle beslemek için, saniyenin binde biri kadar bir süre içinde bin güneş ölüyor…

İmparatorluk artık evrenden ayrıldı. Kaderiyle başka bir yerde karşılaşmak için ayrıldı. Varisleri tarafsız beyinler tam boyutlarına ulaştıklarında, tam anlamıyla olgunlaştıklarında, Kuduz Beynin tekrar geri döneceğine inanıyoruz ama bu henüz çok uzaklarda bir gelecek olmalı.

Bu, galaktik uygarlığın ana hatlarıyla öyküsü. Çok önemli olduğunu sandığımız kendi tarihimize gelince, bu tarih henüz ayrıntılı bir tarzda inceleyemediğimiz gecikmiş bir bölümden daha fazla bir şey değil. Ayrıca daha eski, daha az maceracı ırkların birçoğu da dünyalarından ayrılmayı reddetmiş gibi gözüküyor ki bunların arasında direkt atalarımız da vardı.

Bu ırkların çoğu gerileme dönemine girip soyları sopları tükendi. Bizim dünyamıza gelince, aynı kaderi yaşamaktan kdı kılma kurtuldu. Gerçekte milyonlarca yd sürmüş olan geçiş dönemlerinde, geçmişle ilgili bilgiler yitiridi, ya da kasıtlı olarak yok edildi. Bu ikinci ihtimal daha olası gözüküyor. Çünkü biz İnsanoğlunun bu dönem süresinde hurufatçı bir barbarlık içine düştüğüne ve üzerinden hem güçsüzlük hem de başarısızlık duygusunu atmak için, tarihi değiştirip çarpıttığına inanmaktayız. İstilacılar efsanesinin bir uydurmadan, Shalmirane savaşının da bir masaldan başka bir şey olmadığına da hiç kuşku duymuyoruz, Shalmirane’in varlığı bir gerçek. Shalmirane’ın şimdiye dek üretilmiş en büyük silahlardan biri olduğu da bir gerçek ama bu silah zekası olmayan bir düşmana karşı kullanıldı. Eskiden Yer yuvarlağının tek bir dev uydusu vardı. Ay. Ay, Yer Yuvarlağının üzerine düşmeye başladığında ayı yok etmek için Shalmirane meydana getirildi ve ayın yok edilişi de hepinizin bildiği sayısız efsanenin uydurulmasına neden oldu.

Rorden durup biraz hüzünle gülümsedikten sonra devam etti:

— Henüz çözümlendirilmemiş başka paradokslar da var ama bunlar tarihçilerden ziyade ruh bilimcilerin sonuçlandırabileceği türden paradokslar. Kayıtlara gelince, benim kayıtlarıma, çok uzak geçmişteki tahrifatın izleri üzerlerinde hâlâ açıkça görülen benim kayıtlarıma bile yüzde yüz güvenilemez.

Gerileme döneminden sadece Diaspar’la Lys sağ salim çıktılar. Diaspar makinelerinin mükemmelliği, Lys’te kısmi tecridiyle sakinlerinin görülmemiş entellektüel gücü, müstesna yetenekleri sayesinde. Ama büyük, çok büyük bir çaba harcayarak eski uygarlık seviyelerine ulaştıklarında bile, her ikisinin de uygarlığı çarpık, kendilerine miras kalmış olan masallarla korkular yüzünden, çarpık, yoz uygarlıklardı artık.

Bu korkuların bize daha uzun süre musallat olmasına artık gerek yok. Artık bu korkulardan kurtulmalıyız. Geçmişi şimdiki zamana bağlayan tüm çağlar boyunca bu korkuları umursamayan ve Diaspar’la Lys arasında, zayıf da olsa bir bağı daima idame ettiren insanlar olduğunu artık bildiğimize göre, artık son engelleri de ortadan kaldırıp iki ırkı birleştirebilir, geleceğe doğru, bu gelecek neyi gösterirse göstersin, tek korkusuz bir ırk halinde ilerleyebiliriz.